× Anasayfa Hakkımda Eserlerim Sunumlar Online Randevu İletişim


Mesane tümörü


Mesane kanseri

Mesane kanseri en sık görülen 2. ürolojik tümördür. Görülme yaşı 60-70 yaş arasındadır. En önemli nedeni ise tütün içiciliğidir. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha fazla görülür. Bu farkın en büyük nedeni erkeklerde kadınlara göre sigara içiciliğinin daha fazla olmasıdır. Günlük 15-20 ve daha fazla sigara içenlerde mesane kanseri riski normal insanlara oranla 4.5 kat daha fazladır. Risk sigarayı bıraktıktan 1-4 yıl sonra %30, 25 yıl sonra ise %60 azalır ama sigarayı bıraktıktan uzun yıllar sonra bile mesane kanseri görülebilir. Mesane kanseri nedenleri arasında sigaradan sonra en çok suçlanan nedenler boya ve lastik endüstrisinde kullanılan maddelerdir. Ayrıca sık tekrarlayan idrar yolları iltihabı, idrar torbasında kalıcı kateter olması, idrar torbası taşı ve daha önce başka nedenlerden dolayı mesanenin olduğu bölgeye ışın tedavisi (radyoterapi) verilmesi de mesane kanseri riskini arttırmaktadır. Sebze ve meyveden zengin diyetin ise mesane kanserinden koruyucu etkisi olduğu bilinmektedir.

Teşhis

Mesane kanseri olan hastaların doktora en sık başvuru nedeni idrardan ağrısız ve pıhtılı kan gelmesi şikayetidir. Bu şikayet en yaygın bulgu olmakla birlikte bazı hastalarda acil işeme hissi, idrarda yanma, sık idrara gitme ve göbek altında ağrı da başvuru şikayeti olarak karşımıza çıkabilir. Mesane kanseri teşhisi genellikle idrardan kan gelmesi sonrasında yapılan ultrasonografi ile konulur. Ultrasonografi dışında bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) görüntüleme yöntemleri ile de mesane tümörü teşhisi konabilir. Ayrıca BT ve MR tetkikleri hastalığın idrar torbası dışına yayılıp yayılmadığını anlamak için de kullanılırlar. Mesane tümörünün kesin teşhisi sistoskopi adını verdiğimiz yöntemle, yani endoskopik yolla aşağı idrar yollarından (üretradan) idrar torbasına girilmesi ve kanserin görülmesi ile olur. İdrar sitolojisi dediğimiz sabah alınan ilk idrarda tümör hücresi olup olmadığının anlaşılması için yapılan testler de önemli olmakla birlikte kesin teşhis için sistoskopi yapılması şarttır. Sistoskopi işleminde idrar torbasının iç tabakasından idrar yollarının içine doğru büyüyen karnıbahar şeklinde tarif edilebilen kanamalı kitleler görülür. Bu kitleler teşhis edildikten sonra zaman kaybetmeden tedavi yapılmalıdır.

Tedavi

Mesane kanserlerinin %70-80’i henüz erken evrede yakalanırlar. Bu tümörler idrar torbasının kasına sıçramamış ve idrar torbasının dışına doğru taşmamışlardır. Bu kanserlerin %30’unda kanser idrar torbasının birden fazla alanında bulunabilir. Mesane kanseri sık tekrarlama özelliğine sahip bir kanser türüdür. Yüzeyel mesane kanseri dediğimiz bu erken evre tümörlerin de %60-70’i tekrarlayacak ve %10-20’si ise tedaviye rağmen ilerleyerek idrar torbasının kasını tutacaktır. Mesane kanserlerinin yaklaşık %20-30’u ise teşhis esnasında idrar torbasının kasını tutmuş tümörlerdir. İdrar torbasının kasını tutmuş olan tümörlerin de %50’sinde tümör idrar torbasının dışına taşmış, yani ileri evre tümörlerdir.

Mesane kanserinin kesin teşhisi ve tedavisi genellikle aynı seansta yapılır. Yani, narkoz altında sistoskopi işleminde tümör teşhisi yapıldıktan sonra aynı seansta kapalı yolla TUR-BT adını verdiğimiz bir operasyonla idrar torbası tümörü kazılarak çıkarılır. Kapalı ameliyatta idrar torbasında görünür tümör kalmayana kadar idrar torbasının kazınması esastır. Ameliyattan sonra ilk 24 saat içinde kanser tekrarını azaltmak amacıyla idrar torbasına ilaç verilir (epirubisin ya da mitomisin C). Ameliyat sonrası patoloji raporuna göre kanserin cinsi, kanserinin derecesi ve kas tabakasını tutup tutmadığı belirlenir. Yapılacak görüntüleme yöntemlerine göre de kanserin hangi evrede olduğu anlaşılır.

Yüzeyel mesane kanserleri düşük riskli ve yüksek riskli kanserler olmak üzere 2 gruba ayrılırlar. Mesane kanseri düşük riskli ise operasyondan sonra 3. ayda sistoskopi kontrolü yapılır. Tümör tekrarı yoksa bir sonraki kontrol 9. ayda, diğer kontroller ise yılda bir yapılır ve kontrollerde tümör tekrarı yoksa 5. yıldan sonra sistoskopi takipleri bırakılır. Eğer kanser yüksek riskli ise ameliyattan 2-6 hafta sonra idrar torbasında tümörün olduğu yer bir kez daha kapalı yolla kazılmalıdır. Yüksek riskli olan tümörlerde tümörlerin tekrarlama riski de yüksek olduğu için genellikle 6 hafta boyunca idrar torbasına hastalık yapma özelliği ortadan kaldırılmış ama tümör tekrar riskini azalttığı bilinen ve verem hastalarında kullanılan BCG ilacı sonda aracılığıyla verilir. Yüksek riskli hastalarda takip ilk 2 yıl 3 ayda bir sistoskopi yapılarak, 3.-5. yıllar arası 6 ayda bir sistoskopi yapılarak ve daha sonra ömür boyu yılda bir kez sistoskopi yapılarak uygulanır. Eğer tümör idrar torbasının kas tabakasına yayılmışsa kapalı operasyonlar yetersiz kalır ve bu durumda idrar torbası genellikle açık ameliyatla tamamen alınır. Ardından ince bağırsakların yaklaşık 20 cm’lik bir kısmı kesilerek bu bağırsak parçasından yeni bir idrar torbası oluşturulur, idrar torbasına giden idrar kanalları (sağ ve sol üreter) da bağırsaktan yeni oluşturulan bu idrar torbasına dikilir, yeni idrar torbası da ya eski idrar torbasının yerinde oluşturulur ya da göbek sağ yan tarafına alınır ve torbanın uç kısmı cillten dışarı ağızlaştırılır. Eğer kanser idrar torbasının dışına taşmışsa cerrahi tedavi yetersiz kalacaktır, bu evrede hastalara onkologlar tarafından kemoterapi tedavisinin verilmesi gerekmektedir. Ayrıca seçili hastalara da radyoterapi verilmesi gerekebilir. İleri evre mesane kanseri hastalarında böbrek kanalları kanser tarafından tıkanırsa böbreklerde şişme olabilir ve buna bağlı üre yüksekliği riski olduğu için şişmiş olan böbreklere dışarıdan kateterler (nefrostomi) takılması ve idrarın dışarı alınması gerekebilir. Son dönem kanser hastalarında tedavi son derecede komplekstir.